DERİN BAHÇE: PİRİNÇ HAN
Kendi anılarını ve sizinkileri...evet, yanlış duymadınız, sizin anılarınızı biriktiren bir avuç insan var Ankara'da. Her gün, Ankara'nin kalbinde, Samanpazari'nda sizleri, anılarınızı paylasmak üzere bekliyorlar. Bazen bir şarkı, bir yazma, bir fincan; bir başka zaman bir koltuk, bir guguklu saat, bir ayna oluveriyor anılarınız.
Sizler nefes almayan mekanlariniza çalışmaya giderken, Pirinç Han esnafi üstü açik avluya bakan, saksagan sesli isyerlerine giderler çalışmaya. Avluda onlari gromofonlarla birlikte Faruk Nafiz Çamlibel'in şiiri karşılar:
Ne zaman yolda bir hana raslasam irkilirim
Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim
Ey köyleri hududa baglayan yasli yollar
Dönmeyen yolculara aglayan yasli yollar
Ey garip çizgilerle dolu han duvarlari
Ey hanlarin gönlümü sizlatan duvarlari.
Mehmed Kemal “Türkiye'nin Kalbi Ankara” adli kitabinda, “Bir sehrin bir de yasayan ruhu vardir belki de. ‘Bir ruh o derin bahçede bir defa yasarsa' diyor Yahya Kemal. O derin bahçe eski Ankaradir. Orda belki de ruhlarimiz bir kez degil bir çok kez yasadi. Bizden once de kimbilir kimlerin ruhlari yasamisti” diyor.
Kimlerin ruhlari yasamadi ki…Hititler. Frigler, Lidyalilar, Persler, Galatlar, Romalilar, Bizanslilar, Selçuklular, Mogollar, Osmanlilar ve son olarak Türkiye Cumhuriyetinin kurucularinin ruhlari.
Türkiye'nin kalbi Ankara ise. Ankara 'nin kalbi Ulus diyebiliriz rahatlikla. Yasli ve yorgun bir kalp belki ama ama hala Ahi Elvan ve Ahi Serafettin Camii'nde atiyor, Yeni Hayat ve Ulus Ilk Meclis Ilkögretim Okullarinda atiyor, Kale içinde ve disinda atiyor, bakircilarda, kilimcilerde, hasircilarda, antikacilarda, Mahmutpasa Bedesteni ve Kursunlu Han'da yani Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde, Suluhan'da, Çengelhan'da, Pirinçhan'da atiyor.
Pirinç Han'in, 1739 tarihi civarinda yapildigi tahmin ediliyor. Su anda Pirinç sokakta özel mülkiyetli bir han. Sahibi Mart 2007'de vefat eden Remziye Cebeci . Han babasina halasindan kalmis. Hanin eskiden karakol olduguna iliskin duyumlari olmus. 1923 yilinda han tamir edilerek meskene dönüstürülmüs. Bahçeye açilan, bazi yerleri üç katli bir evmis. Babasi bu evi kiraya vermeye baslamis. Remziye Hanim ile babasi aybaslarinda buraya kira toplamaya gelirlermis. Remziye Hanim han avlusunda develerin kaldigini hatirliyor. Han kapisi o zaman çok daha büyükmüs.
70'li yillardan sonra 14 yil boyunca ayni mahallede muhtarlik yapan Rüstem Abinik de bu sözleri dogruluyor. “Hanin daha önce karakol oldugunu duymustum. Insanlar burada yargilanir, cezalar Safran Han'in önünde infaz edilirmis. Daha sonra, yikilip tekrar yapilarak meskene ve son olarak da Pirinç Han'a dönüsmüs”
Son konugumuz ise Handan Erol. Handan Hanim Pirinç Han'a 1930 yilinda, üç yasinda konuk olmus. Iki kardesi burada dogmuslar. 1952'ye kadar babaannesi ve dedesi burada yasadigi için hanla iliskileri devam etmis. Han o zaman birbirine bitisik, avlulu, büyük tek bir kapidan girilen üç katli bir evmis. Bahçeye çamasirlar asilir, babaanne kümeste tavuk beslermis. Ulus semtindeki yasamin, daha sonradan yapilan binalar disinda o zamankinden çok da farkli olmadigini söylüyor.
Karakol, mesken, ya da Pirinç Han…Gicirdayan tahta merdivenlerden çikin…Ensenizde dükkan sahiplerinin nefesini hissetmeden gezin bütün dükkanlari. Size saksaganlar, kumrular, kediler eslik etsinler, güvenlik görevlileri degil.
Tarihin, o derin bahçenin gizemli patikalarinda gezinin ve anılarınıza dokunun.
Nuray Göktas - 2007